Yerebatan Sarnıcı
Tarihçe
-
330
Roma İmparatoru I. Constantinus, 324 yılında yeniden kurmaya başladığı kenti 11 Mayıs 330'da imparatorluğun yeni başkenti olarak açmıştır. Tarihi Yarımada'da büyük bir akarsu bulunmadığından kentin suyu, Hadrianus döneminden itibaren su yollarıyla uzaktan getirilmiş; kuyularda ve sarnıçlarda depolanmıştır.
-
527 - 565
Yerebatan Sarnıcı, I. Justinianus döneminde, Stoa Bazilikası olarak bilinen revaklı kamu yapısının dört yanı sütunlarla çevrili büyük avlusunun derin biçimde kazılmasıyla inşa edilmiştir. Bizans tarihçisi Prokopios, sarnıcın kışın bol gelen suyu yaz ayları için saklamak amacıyla yapıldığını aktarır. Tonozunu taşıyan 336 sütunun büyük bölümü daha eski yapılardan getirilmiş parçalardır. Sarnıcın suyu, kentin kuzeyindeki bugünkü Belgrad Ormanı yöresinin kaynaklarından, büyük olasılıkla Hadrianus döneminden kalma su yoluyla gelmiştir.

Tuğla tonozlar Duvarlar, kemerler ve tonoz tuğladan örülüdür; duvar ve zemin suyu tutan horasan sıvasıyla kaplıdır. -
6. - 15. Yüzyıl
Sarnıç yapıldıktan sonra kent, 1204–1261 yılları arasındaki Latin dönemi dışında, 1453'e kadar Bizans İmparatorluğu'nun başkenti olarak kalmıştır. Bu yüzyıllarda İstanbul 557, 740, 869 ve 989 yıllarında büyük depremlerle sarsılmış; sarnıç zaman zaman yıpranmış ancak ayakta kalmayı başarmıştır.
-
1453
İstanbul'un Fethi sonrasında Yerebatan Sarnıcı, bir süre daha Topkapı Sarayı’nın su ihtiyacını karşılamak amacıyla kullanılmıştır. Zamanla bölgede yerleşimin artmasıyla birlikte sarnıç, bölge halkı tarafından da aktif biçimde kullanılan bir su kaynağı haline gelmiştir.
-
1544 - 1555
16.yüzyılın ortalarına kadar Batı dünyası tarafından bilinmeyen yapı, bu dönemde yeniden keşfedilmiştir. Petrus Gyllius, 1544–1555 yılları arasında İstanbul’da bulunduğu sırada sarnıcı inceleyerek bilim dünyasına tanıtmıştır. Gyllius’un aktardığına göre yapı, Konstantinopolis’in en büyük su deposu olup yaklaşık 336 ayak uzunluğunda, 182 ayak genişliğindedir. Çevresi ise 224 Roma adımı olarak ölçülmüştür.

Suya yansıyan sütunlar Dolduğunda yaklaşık seksen bin ton su alırdı; kışın bol gelen su yaz ayları için saklanırdı. -
1955 - 1960
Osmanlı döneminde III. Ahmed ve II. Abdülhamid zamanlarında onarımlar geçiren sarnıç, Cumhuriyet döneminde de restorasyon çalışmalarına konu olmuştur. 1955-1960 yılları arasında, yapısal risk taşıyan 9 sütun, dayanıklılığını artırmak amacıyla kalın beton tabakalarıyla güçlendirilmiştir.
-
1985 - 1987
Gerçekleştirilen kapsamlı restorasyon ve temizlik çalışmaları sırasında, sarnıcın en dikkat çekici unsurlarından olan Medusa başlı sütun kaideleri ortaya çıkarılmıştır. Bu eserlerden biri ters, diğeri ise yatay konumda olup, Roma heykel sanatının özgün örnekleri arasında gösterilmektedir. Medusa figürü, bu yönüyle hem sanatsal hem de mitolojik açıdan büyük ilgi görmektedir.

Medusa başı kaide Sütun başlığı değil, sütunun altındaki kaide bloğu: Roma döneminden kalma bir heykel parçası. -
Günümüz
Restorasyonların ardından İstanbul’un önemli turistik duraklarından biri haline gelen Yerebatan Sarnıcı, dünyaca ünlü birçok önemli ismi ağırlamıştır. Bill Clinton, Wim Kok, Lamberto Dini, Göran Persson ve Thomas Klestil gibi isimlerin ziyaret ettiği bu eşsiz yapı, günümüzde de İstanbul’un kültür ve turizm hayatında önemli bir yer tutmaktadır.

Orta yürüme yolu Tonozu 336 sütun taşır: 12 sıra, her sırada 28 sütun.
Bin beş yüz yıllık sarnıç bugün de ziyaretçisini su üstünde yürüterek karşılıyor.